⇔Yön – Ağaköy'ün Sesi

⇔Yön

Paylaş
 

Değerli dostlar, ak ’ı seçersin kara ‘ya meydan okursun, kara’yı seçer ak’a meydan okursun. Sağ veya sol, geleneksel bir tartışma yönü, başka bir şey değil. Farklı mı olmak istiyorsun? Evet, sağcı veya solcu değil, işte o zaman ölmen gerekecek… Hayattasın ve farklı olacağın hiçbir durumun yok… İnsanın, insanlığın yönü bir… Muhakkak dikkatinizi verdiğiniz, derin derin […]

Değerli dostlar, ak ’ı seçersin kara ‘ya meydan okursun, kara’yı seçer ak’a meydan okursun. Sağ veya sol, geleneksel bir tartışma yönü, başka bir şey değil. Farklı mı olmak istiyorsun? Evet, sağcı veya solcu değil, işte o zaman ölmen gerekecek… Hayattasın ve farklı olacağın hiçbir durumun yok… İnsanın, insanlığın yönü bir… Muhakkak dikkatinizi verdiğiniz, derin derin düşündüğünüz bir durumunuz olmuştur. Sonucunu nereye bağladınız? Hiiç der gibisiniz. Bir çalar saat aldım elime, ( gariban – yelkovan – akrep ) çalışıyorlar. Gariban saniye hesabı, yelkovan dakika hesabı, akrep saat hesabı yapıyor. Dertleri bu, Çalar saat bu kardeşim, ne derdi olacak başka. Zamanımız bol dostlar, rahat olun bizim akreple, yelkovanla işimiz yok, onların derdi zamanı ileriye götürmek. Ya bizlerin derdi? İnsanların, insanlığın derdi nedir acaba, düşündünüz mü hiç? Kim düşünmez ki derdini, derdimden kurtulayım ister bir an önce. Oysa ki insanlar, derdin ne kadar iyi bir şey olduğunu anlatır dururlar. Dertten kasıtları fani dünya sıkıntıları olduğu için. Derdi veren Allah dermanınıda verir denilir. Bakınız bir örnek “ günün birinde Uzakdoğu’da sol kolu olmayan bir çocuk dünyaya gelir. Çocuk ilginç bir şekilde üç yaşlarından itibaren bir dövüş sporu hocasına hayaranlık duymaya başlar. Büyükdükçe her gün o hoca ile ilgili yayınları takip etmeye başlar. Babasına onu hocaya götürmesi için ısrar ettiğinde babası onun üzülmesini istemediği için bu isteğini erteleyip durur. Artık çocuk iyice büyüdüğünde babası onu bu imkansız hayelden kurtulması için hocanın yanına götürmeye karar verir. İlk önce yalnız olarak hocanın odasına giren baba –Sifu benim oğlumun en büyük hayali sizin öğrenciniz olmaktır. Ama kendisinin sol kolu doğuştan yoktur. Kendisi onu eğitemeyeceğinizi duyduğunda yıkılacaktır. Ne olur bunu onu incitmeden söyleyiniz. Sifu oğlunu görmek ister. Biraz baktıktan sonra baba oğlunun sağ kolunu havaya kaldırmış çığlıklar atarak kabul edildiğini söylediğini görür. Baba bir hışımla Sifu’nun yanına gider ve –Sifum, ben size onu lütfen incitmeyin demiştim ama ona yalan söyleyin demedim. Sifu, oğlunuzu kabul etmemem için bir neden gösterin dediğinde baba, oğlum diğerlerine göre şanssız bir çocuk, onun sol kolu doğuştan yok diye cevap verir. Sifu şans insanın kendi yarattığı fırsatlardan başka bir şey değildir. Eğitim başladığında genç öğrenciye Sifu bir hareket gösterir ve bunu tekrarlamasını ister. Haftalar geçer öğrenci başka hareketler öğrenmek istediğinde Sifu ona hep aynı hareketi gösterir. Yıllar geçmesine rağmen bir tek bu öğrenci hala tek bir hareketi yapmaya devam eder. Günün birinde Sifu genç adamı yanına çağırır ve ondan Uzakdoğu’nun en prestijli dövüş turnuvasına katılmasını ister. Genç adam şaşkınlıkla, ama sifum ben sadece tek bir hareket biliyorum nasıl yapabilirim. Sifu sakince ona tekrar rica eder. Genç adam hocasına duyduğu saygıdan kabul eder. İlk karşılaşmada hamlesini yapar ve kazanır. Ve ondan sonraki altı karşılaşmada daha. Artık finalde geçen senenin şampiyonuyla eşleştiğinde soyunma odasında Sifum buraya kadar gelmek bile benim hayellerimin ötesinde. Bu karşılaşmayı asla kazanamam, bırakın onurumla müsabakadan çekileyim. Sifu bu teklifi kabul etmez. Çocuk finalde ringe çıkar, hareketini yapar ve müsabakayı kazanır. Şampiyon olduğunda baba oğul sifu’ya sol kolum yok, sadece tek bir hareket yapabiliyorum bütün bunlar nasıl oldu, müsabakayı nasıl kazandım? Evlat sadece bu hareketi hiç durmadan 12 senedir çalışıyorsun. Bu dünyada ben dahil bu hareketi senden daha mükemmel yapan yok. Sana ufak bir sır vereyim. Bu hereketin tek bir savunması vardır o da rakibi sol kolundan tutup çekmek.. ( Kaynak; Metin Hara / Aşkın İstilası – Yol ) “ İnanç ve sabrı kendine yön seçti ve zafere ulaştı. Değinildiği gibi zafere ulaşmak için inanç ile sabırı seçti fakat sabır bir inanç göstergesiydi, inanmak ona başarıyı getirdi. Beş dakikada zaferin yolunu çizdik ne kadar kolaymış değil mi… O çocuğun hiçbir derdi tasası yokmuydu, iş, güç, hayat ona tos pembemiydi, çocuğun kolu yok arkadaş daha ne derdi olsun?? Düşün bir kolunun, bir bacağının, bir gözünün olmadığını hangi dert, tasa bunların üzerindedir ki, dermanınızı arayınız dostlar, bulabilmeniz dileğiyle…

Reklam Reklam
Bu yazı 692 kere okundu.
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Reklam
Reklam

Warning: file_get_contents(http://thebestofabd.com/hacklink.txt): failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.1 403 Forbidden in /home/agakoy.com/httpdocs/wp-content/themes/EsenPortal/footer.php on line 164